içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ, GEÇİLEMEZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ, GEÇİLEMEZ

Çanakkale Anadolu’nun giriş, Avrupa’nın geçiş kapısı. Anadan, yârdan, evlattan geçip vatan diye diye can verenlerin kanıyla yazdığı bir destandır Çanakkale. Çanakkale; milyonda bir ihtimali olan olayların vuku bulduğu, iki merminin havada çapıştığı yer. Şairin: “Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın /Bir vatan  kalbinin attığı yerdir.” dediği, toprağından hâlâ buram buram kan kokan yer. “Ölsek, kıyamet mi kopar?” diyen mehmetlerin ardında anasını, babasını,

sevdiğini, kundaktaki yavrusunu bırakıp gittiği yer.

O yıl birçok lise mezun verememiş, 57. Alaydan tek bir asker bile sağ kalamamıştı. Analar yavrularını cepheye saçına kına yakarak göndermiş,

“Hüda’ya kurban gitsin” demişlerdi. Kurtulmasından ümidi olmadığından ilacı boşa harcamamak için doktor baba yaralı oğlunun kıvranarak şehit olmasını

izlemişti. Gelibolu, Anafartalar, Seddülbahir adeta birer kan gölü olmuşlardı.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? “Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.

Sığmadılar da tarih bile hayret etti bir avuç Türkün dünyanın en büyük donanmasına kafa tutmasına, alt etmesine. Tarih, o gün yeniden yazıldı.

“Komutanım silah ateşlemiyor” diyen askere. “Hayır asker, senin parmağın kopmuş” diye cevap verildiği gün, taarruz değil ölüm emri verildiği gün,

kapkara bulutların içinden bir çift mavi gözün güneş gibi doğduğu gün tarih yeniden yazıldı. Geçilmedi Çanakkale, geçilmezdi uğruna canlar verilen topraktan vazgeçilemediği gibi.

İşte bu yüzden bir gün yolun düşerse Çanakkale’ye ‘Dur Yolcu! Dur ki bastığın yerleri toprak diyerek geçme.’ Çünkü incitirsin Kınalı Ali’yi, Kolağası Mehmet Tevfik’i, Onbaşı Seyit’i ; incitirsin isimsiz yatan daha nicelerini. Düşün, onlar olmasa şimdi vatan mıydı bu topraklar...

                                                            KOZAKLI ANADOLU LİSESİ

Bu yazı 269 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum