-
Ümit KOÇ
Tarih: 20-03-2025 09:03:00
Güncelleme: 20-03-2025 09:03:00
KENDİNİ TÜKETMEK
Bir millet, geçmişine ve geleneklerine ne kadar bağlıysa, yeni nesiller filizlenirken köklerinden aldığı manevi ruhu, geleceğe o denli sağlıklı meyveler olarak sunar.
Zaman; ati, mazi ve hal üçlemesinden oluşur; asla yer değiştirmez. Günümüzün hastalığı, her şeyi çok çabuk tüketmemiz, özümüze indirip olayları içselleştirmememizden kaynaklanıyor. Acıyı da sevinci de çok hızlı yaşadığımız için insanlarda unutma hastalığı baş gösterdi. Kendinize sorun bakalım: En son bir filmi sonuna kadar ne zaman seyrettiniz veya bir kitabı sonuna kadar ne zaman okudunuz?
Bir ay öncesini hatırlamıyoruz. Yaşça büyük insanları oturup dinlediğinizde, 40-50 yıl öncesini daha yeni yaşamışlar gibi anlatırlar. Çünkü o çınarlar, olayları yaşarken başkalarının acısını, kendi acıları gibi yaşadılar. Başkalarının sevinçlerine ortak oldular. Bugün dünyaca meşhur olan Eleanor H. Porter'in Polyanna adlı eserini okuduğumuzda, sanki yeni bir şeyler öğrenmişiz gibi değerlendirme yapıyoruz. Hâlbuki bizim dedelerimiz, ninelerimiz açlıktan, yokluktan bile mutluluk çıkarmış; hatta daha da ileriye götürüp dinimizin tavsiyesi olan çektiği sıkıntılara kefaret saymıştır. Hep dinleriz büyüklerimizden şu sözü: Eskiden yokluk içindeydik fakat mutluyduk. Geçmişe göre kat kat nimetlerin olduğu bir zamanda kendimizi nasıl bir boşlukta bulduk ki sudan çıkmış balığa döndük.
Hadi bizden geçti de yeni nesillere bilerek veya bilmeyerek toplu gelenek ve görenek katliamı yapıyoruz. Unutmayalım, ne ekersek onu biçeceğiz. Fidanlara aşı yapılmazsa ya meyve vermez ya da zehir gibi acı olur. Gelin, bir şeyleri atık değiştirmeye başlayalım.
Ağustos Böceği ile Karınca hikayesini yorum katmadan anlatmayalım. Çalışalım fakat düşene de bir tekme biz atmayalım. Mevlana’nın dediği gibi,
Her kim aslından uzak düşsün: Arar
"Asl"a dönmek için bir uygun gün arar.
Bahar gibi bizim de hayatımız canlansın. Ölü toprağını üzerimizden atalım.
Muhammed Hüseyin Şehriyar ne güzel anlatmış:
Şehriyarım gözüm yaşı sel kimin,
Garip sen mi vetanında el kimin,
Sevdan üreğimde kara yel kimin,
Heç elden özgeye gardaş olar mı?
Haramzadalardan yoldaş olar mı?